25 Eylül 2013 Çarşamba

Çikolatali kabaklı kek

İtalyan yemek kitabı yazarı Domenica Marchetti ile röportaja devam etmek istedim. Doğrusu çikolatalı kabak ekmeğini/keki pek merak ettim. İnternette kabak ekmeği/keki tariflerine baktım. Bana, fazla şeker ve yağ kullanılıyormuş gibi geldi, size aktarmaktan vazgeçtim. Bir de, defalarca denedim... 



Bizim, dolmalık kabaklar pek lezzetli değil! Ama, başka ülkelerde ve bazı yerlerde satılan koyu renkte olan dolmalık kabaklar lezzetli... Herhalde bahsedilen tarif, bu tür lezzetli bir kabakla yapılırsa çok güzel olur. Hatta, yazar bu tür kabakla çikolatanın iyi gittiğini de yazmış.
Geçen yazıda, İtalyanın kocaman bir sebze bahçesi olduğundan bahsediyordu... Bu sözü doğru herhalde... Bu seferde de kabak, domates ve yeşil fasulyenin lezzetini anlatıyor...
İzah etmekte fayda var: İngilizce olarak “ekmek” dediği şeye bir Türkçede kek diyoruz. O nedenle her iki kelimeyi birden kullanma gereğini hissettim.
Kabaklı çikolatalı kekin geleneksel olarak yapıldığı bir yer var mı?
Kitaplarımı tatlı tadlarla bitirmek istediğimden hep son sayfalara tatlı tarifleri koyarım. Bu tariflerin ille de İtalyan olma zorunlulukları yok tabii ki...
1970 ve erken 1980 lerde kabaklı ekmek çok popülerdi. Ben o tadı hep sevmişimdir. Biz evde yaptığımız tarife çikolata da eklerdik. Sade, basit bir kektir, ayrıca çikolatanın kabağa pek yakıştığı kanısındayım. Keki, hafif nemlendiren kabak, Amerika’da 1970 lerde yapılan İtalyan tarilerinin en iyilerinden birisiydi.
Ünlü İtalyan “minestrone” çobasının ardında yatan hikaye nedir?
Minestrone, makarnalı sebze çorbası demektir. İyi bir makarnalı sebze çorbası tarifi yazabilmek için gerçekten çok uğraş verdim. Daha önce yazdığım kitapda “bu çorbaya isterseniz portakal da ekleyebilirsiniz” demiştim. Amacım, yeşil çorbayı turuncu portakalla azıcık renklendirmekti... Siz de bu örnektedeki gibi renki sebze veya meyve ekleyip, çorbanızı renklendirebilirsiniz.
Kitabınızda sebzelere ağırlık verildiği halde, kitap tamamen vejeteryan kitabı değil...
Ben, vejeteryan değilim. Ama eti, mümkün olduğu kadar az yiyorum. İşlenmiş, ya da fabrika görmüş etten hiç hoşlanmıyorum. Etimi, çiftçilerin satış yaptığı dükkanlardan alıyorum. Böylece, doğal şartlarda otla beslenmiş ve nereden geldiğini bildiğim etleri alabiliyorum. Tabii ki daha fazla ücret ödüyorum, ama daha az yiyip, daha iyi et almayı tercih ederim.
Ben, her zaman için sebzeleri sevdim. Her zaman pişirdiğim yemekte sebzelerin öne çıkmasını isterim. Bu arada az da olsa sebze yemeklerine et koyarım. Etoburum, vejeteryan değilim.
Çiftçi marketine gidince gözüm hep domateslere takılıyor. Domatesle neler yaparsınız?
Domatesleri dilim dilim kesip, üzerine tuz serperek yemeğe bayılırım. Ya da “caprese” denilen domates, peynir ve fesleğenden oluşan Kapri salatasının içine koyarım. Domatesler, hafif fırınlanırsa da güzel olur. Özellikle uzun olan ve çeri domatesler deiğimiz ufak çeşitleri. Ya da” pomodoro” yaparım. Yapımı çok kolaydır. İyi kalite bir dilim ekmek alırsınız. Üzerine domatesin yarısını sıkarsınız. Geriye kalan sıkılmış domatesi ekmeğin üzerine yayarsını. Tuz ve zeytinyağı serperseniz bu harika bir ara öğün olur.
Kitaplarınız genel olarak bir yiyecek hikayesi ile başlıyor. Çalışma tarzınız bu mudur?
Hikayeler anlatmaya bayılıyorum. İlk kitabımda da öyle yapmıştım. Tariflerin nereden çıktığını/geldiğini bilmek istiyorum. Zira, okuruma neden o tarifi seçtiğimi ve paylaştığımı anlatmanın en iyi yolu da bu...
Kitaplarınızda verdiğiniz tarifler çok kolay, sizin pişirme yönteminiz de böyle mi?
Genellikle hafta içinde gerçekten basit yemekler pişririm. Ama, taze makarna yapmayı çok severim. Emek vererek yaptığım yemekler de vardır. Özellikle taze sebzeler kullandığım zaman onların yemeğin içinde parlamasından çok hoşlanırım. Bir anlamda, sebze, bu şekilde taze olduğunu kendisi beyan eder.
Agriturismo tatilde kalabileceğiniz çiftlik demektir. Böyle bir yerde, evsahibimiz bize çok hafif bir yemek hazırladı bir öğle vakti. Sadece, taze yeşil fasulye topladı. Onları biraz haşladı, sıcak sıcak üzerine zeytinyağı ve sirke döktü. Allahım! Ne nefis birşey olmuştu o, unutamıyorum... Yeşil fasulye o kadar lezzetliydiki, zeytinyağı ve sirke buluşunca daha da lezzetli olmuştu.


Yazarın diğer yazıları: http://www.ayfertuzcuunsal.com/p/yazilari.html adresinde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

WELAJANS Web sitesi çözümleri; Sizin de bir web siteniz olabilir. ->>> htt:// www.sitepaneli.net