19 Nisan 2013 Cuma

Dünyalar güzeli Viktorya ve Rasel ...

Epey bir zamandır Antep’teki arkadaşlarım bana baskı yapıyor. Baskı konusu İstanbul’da yaşayan Gaziantepli Yahudiler… Arkadaşlarım istiyor ki, ben illa da Gaziantepli Yahudiler’le tanışayım, onları yazayım ve ahbablık edeyim…
Hele de Oktay Aykanat… Diş Hekimi Ebhun Arkadaş ile okul döneminden beri ahbap, ille de onunla görüşmemi istiyor. Sağolsun Sevgili Nurten Özkeçeci, Ebhun Bey’in kuzeni Viktorya Arkadaş Kumru’nun telefonunu verdi bana. Aradım ve randevulaşıp buluştuk.

Önce, Viktorya Hanım’ın çok güzel bir kadın olduğunu yazayım. Huyu da yüzü gibi güzel, hemen kolayca anlaştık. Biraz konuşunca ikimiz de Antepli olmaktan müthiş keyif duyduğumuzun da farkına vardık.
Viktorya Arkadaş, dokuz çocuklu bir aileden geliyor. Bu Antepli Yahudi ailenin Viktorya dışındaki tüm bireyleri bugün İsrail’de yaşıyor. Viktorya’nın ablası, İsrail’de yaşayan Adel Hanım, Gaziantep’te liseyi bitiren ilk Yahudi kızıymış. Adel Hanım müthiş de marifetli birisi, İbranice yayınlanan Gaziantep Yahudi yemeklerini anlatan bir de kitap yazmış. Viktorya’nın 1995’te İsrail’de vefat eden babası, Yakup Arkadaş bir hahamın oğlu, o nedenle de aile geleneklerine çok bağlıymış. Yakup Bey, o kadar güvenilir bir insanmış ki Kürkçü Han’ın sahibi Mustafa Humanızlı, seyahata filan gittiğinde veya Gaziantep dışında olduğunda onun yerine imza atma yetkisine sahipmiş. Meslek olarak zahire tüccarlığı ve muhasebecilik yaparmış.
Viktorya’nın annesi Mazal Arkadaş, 97 yaşında İsrail’de yaşıyor. Mazal Hanım’ın annesi, anneannesi ve kendisi ailelerinin beş kuşağını görmüşler. Antepli Yahudi Mazal Hanım’ın 6 tane torunun torunu varmış...
1967-68 eğitim yılı döneminde Gaziantep Lisesi’nden sadece Viktorya Arkadaş mezun olmuş. Yukarda yazdım, dede haham olduğu için aile geleneklerine çok bağlı, ama sosyal yönleri de çok gelişmiş... İşte o nedenle Viktorya, lise mezunu olarak çalışmak üzere bankaya girmiş. İlk girdiği Osmanlı Bankası onu, gayrimüslüm olduğu gerekçesiyle asil memur yapmamış. Onun üzerine emekliliğini tamamlayacağı Yapı ve Kredi Bankası’na geçmiş. Aynı bankanın Pazar yeri şubesinde on sene boyunca çalışmış sonra İstanbul’a taşınmış. Özellikle Antep’te çoğu banka müşterileri tüm işlemlerinin Viktorya tarafından yapılmasını isterlermiş. Yani müşteri, bankonun diğer tarafından Viktorya’nın dürüstlüğünü, zekasını, çalışkanlığını görürlermiş. Viktorya’nın iki kız kardeşi ile amcasının kızı da Gaziantep’te bankada çalışmışlar. Viktorya’nın Raşel isimli kız kardeşi göze çarpacak kadar güzel olduğundan o yıllarda Yapı ve Kredi Bankası’nın merkez şubesiyle çalışan iş adamlarının hatıralarında iz bırakmış. Ben,bazı ahbablarıma Gaziantepli Yahudilerden bahsedince, birçoğu: “Yapı ve Kredi Bankasının merkez şubesinde çok güzel Yahudi bir kız çalışırdı” dediler. Sonra anladım ki, güzel olarak bahsedilen Raşel, Viktorya’nın kız kardeşi.
“Dinimden dolayı hiç ayırım görmedim” diyor Viktorya. Hatta, Yapı ve Kredi Bankasında çalıştığı yıllarda özellikle amirleri, bulunduğu pozisyondan yükselebilmesi için yoğun çaba da harcamışlar. Ancak, ben sorunca, babasının Varlık vergisinden dolayı birkaç sene amele olarak çalıştırıldığını da unutmuyor.

Konuşma boyunca, aldığım cevapları altalta yazınca Viktorya’nın da en az bizim kadar Antepli olduğu ortaya çıktı! Hemen bir örnek vereyim. Kavaklıkta yağlı köfte yoğurup yemek mesela... Hatta Adel Hanım, yağlı köfte yoğurmak adetini İsrail’de de devam ettiriyormuş. Buna bağlı olarak, yaşadıkları Batyam’da bir de Türk Cemiyeti kurmuşlar.
Akrabalarıyla Halfeti’ye gidip, bir hafta kalıp, kilolarca fıstık yediklerini de unutmuyor Viktorya..
Hani bir söz vardır Antep’te... “Arasa’da dilenir, Kavaklık’ta sadaka dağıtır” diye... Viktorya’nın söylediğine göre, Antepli Yahudilerin bir kısmı zengin olmasalar bile, etrafa zengin görüntüsü verirlermiş. Çocuklarını evlendirirken, borç para bulur düğün yaparlarmış örneğin...
“Sinagog’da yemek yapılırmıydı?” diye sordum. “Hayır” dedi. “Ancak, Yom kippur isimli bayramda, kadınlar tavuk, erkekler horoz keserdi. Helal olması için de Haham çoçuğu olan babam keserdi herkesin tavuğunu, horozunu... Kesilecek çok sayıda tavuk, horoz olunca, bazı aileler kolaylık olması bakımında Sinagog’a getirirlerdi hayvanları. Babam da, bahçede birbiri ardından keserdi tavuk ve horozları.
Viktorya ile söyleşime devam edeceğim...


Yazarın diğer yazıları: http://www.ayfertuzcuunsal.com/p/yazilari.html adresinde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

WELAJANS Web sitesi çözümleri; Sizin de bir web siteniz olabilir. ->>> htt:// www.sitepaneli.net