8 Aralık 2014 Pazartesi

Neden Tertipli değilmişim ?

Sosyal medya benim çok vaktimi alıyor. Zira farkına vardım ki ben oradan öğreniyorum ve o nedenle bırakamıyorum. İşte geçen gün, Amerikalı arkadaşlarım Elite Daily isimli bültende çıkan Dan Scotti imzalı bir makaleyi paylaşmışlardı. Dağınık odaların ardındaki psikoloji: neden en yaratıcı insanlar dağınıklıkta serpilir? Başlıklı yazıyı okuyunca sonuna kadar gitmekten ve sayfamda paylaşmaktan kendimi alamadım. 



Ben de dağınık bir insanım ve yaşamım boyunca bu özelliğim nedeni ile başta ailem olmak üzere herkesten azar işittim. Dikkat ederseniz eleştirildim demedim, azarlandım! Yazıyı okuyunca baktım ki, dağınıklığın ardında aslında yaratıcılık yatıyor. Yazıyı asla kendimi savunmak için tercüme etmedim, kendim öğrenirken sizlerle de paylaşayım dedim. İşin ilginç tarafı, gözardı etmişim Einstein, Mark Twain ve çok severek kullandığım iphone ve ipad’in yaratıcısı Steve Jobs da çok dağınık insanlarmış. 
Benim yaşımda Anadolulu bir kadınsanız sizden ilk beklenen şey, tertipli olmanızdır. Bütün dolaplar düzenli olacak, herşey yerli yerinde olacak, tüm tekstil ürünleri ütülenecek ve itina ile katlanacak... Cak ve cek... Yok, ben öyle yapmıyorum! Neyin ütüleneceğine yardımcım Hatice karar veriyor ve o itina ile katlayıp büküyor! Ben, kitaplarımı ortalığa yayıp, bir sayfa birinden; bir sayfa diğerinden açıp çalışıyorum. Bazan o kadar çok sayfa açıyorum ki, kocaman çalışma masam yetmiyor, kitaplarımı yere koymak zorunda kalıyorum! En büyük sıkıntıyı Anadolu’nun her yerinden aldığım ve yer darlığından kaynaklanan dağınıklık nedeni bozulmalarına neden olduğum yiyecek maddeleri ile yaşıyordum. Şimdi, çok şükür onların hepsini biraraya topladım ve sorunu hallettim. Birşey daha öğrendim bu sürede... Mutfağı örnek alırsak, yapılan mutfaklar ergonomik değil, kullanışlı hiç değil. Tecrübeyle öğrendim ki, mutfak dolaplarının çekmece şeklinde olması lazım. Ancak, çekmece olursa içinde ne olduğunu tam olarak görebiliyorsunuz. Geçmişte kullandığım mutfaklar ergonomik olmadığı için benim çoğu eşyam açıkta duruyordu ve doğaldır, dağınık bir insan görünümü veriyordum. Bunun farkına varınca, imkanlarım nisbetinde eşyaları ergonomik olanlarla değiştirdim. Bu şekilde dağınıklığım çalışma masama indirgendi. Bu yazıyı yazarken masamın üzerinde dağınık şekilde duran, çeşitli kalınlıklarda en az on adet kitap var. Bunların yanısıra kağıtlar ve dosyalar da masamın dağınık olmasına yardımcı oluyorlar, sağolsunlar!
Buyrun Dan Scotti’nin yazısının tercümesini okuyun:
Yaşamımız boyunca bize “tertipli olmamız” söylendi. Tertipli olmak adeta başarının sabitlenmiş bir anahtarı gibiydi.
Evinizde, okulunuzda ve kamp yerindeki ranzanızda tertipli olmanız gerektiği doğuşunuzdan beri size öğretilen bir öğretidir. Diğer taraftan, dağınık olmak başarızlığa giden en kısa yol olarak gösterilir. Ve, dürüstçe konuşursak bunun tersini kimse ispat edemez.
Demek istiyorum ki, dağınık olursanız iyi bir şey nasıl kazanabilirsiniz? Belki de düşündüğünüzden daha fazlasını... Bir süre önce, Minnesota Üniversitesinde yapılan araştırma ve çalışmalar bize, bu tartışmanın yeni bir yönünü öğretti. Öncelik: dağınık olmakta...!
Etrafta şöyle bir şehir efsanesi dolaşırdı, masası dağınık insanların, dağınıklıkları yaratıcılıklarından kaynaklanıyordu.
Samimi olarak söyliyeyim, ben de baştan “masası dağınık” insanların tertipli olmak sınırları içinde boğulacaklarını ve yaratıcı olamayacaklarını düşünürdüm.
Köşede duran, geçen hafta bana verilen testi hala yapmadım! Playboy dergisinin geçen ayki sayısından yırtılmış ve buruşmuş bir sayfa, yırtılmış diğer sayfada kako yağı fotoğrafı var. Başka bir sayfada Arizona’daki çöle yayılmış boş kutular, ortalık savaş alanı gibi.
Masan çok dağınık. Tekrar, “bu dağınıklığı sen yaptın” gibi laflar diğer tarafın sizin denetlediğiniz anlamına geliyor. Eşyaları belirlenmiş yerlere koymamayı adet haline getirdiğiniz zaman, yaratıcılığınızı sıçratmışmı oluyorsunuz? Bilmem bu deyişim, uydu mu veya yerine oturdu mu?
Bu yazdıklarım yabancılara gelişigüzel veya rastgele gelebilir, ama aslında dağınık bir insanın kendisine saygısı gereği dağınıklığı da bir düzen içerisindedir.
Minnesota Üniversitesinden Psikoloji uzmanı Kathleen Vohs, bu şehir efsanesinden hareket ederek kendisini masa meselesine bağlamadan yalnızca yaratıcı zihni anlattı. Anlattıkları çok dağınık ama yaratıcı dağınıktı.
Bu, “tertipli oda”; “dağınık oda” paradigmasını kullanarak Vohs, dağınık odaların yaratıcı düşünceyi tetiklediği sonucuna vardı. İşte olayın bilimsel kanıtı bu idi.
Diğer bir soru ise şu: yaratıcı düşünceyi bir domuz ahırı kadar karışık oda mı destekliyor geçekten?
Yaratıcı düşünce, en yalın hali ile alışılagelmiş düşüncenin dışında gelişir. Bunu gözönüne aldığımızda dağınık odaların varlığı büyük şok olmaz! Objelerin alışılagelmiş yerleşim yeri değiştirilince işte o davranış yaratıcılığı artırıyor.
Tahmin ediyorum, eğer bu gerçeği genel olarak ileri sürerseniz, eğer yatak odanızda boş çekmeceler birkaç adım ötede olduğu halde siz temiz elbiselerinizi yere atıyorsanız, siz kesinlikle alışılagelmiş düşünce tarzının dışındasınız demektir.
İşte size Albert Einstein’dan bir örnek: “Eğer karışık bir masa, karışık bir beynin ifadesi ise, o halde boş bir masa için ne düşünmeliyiz?”
Açıkcası, Einstein’ın masası sanki kindar, eski bir kız arkadaşı tarafından tahrip edilmiş bir alana benzerdi ve bununla yaptığı uygulama çok başarılı idi. Einstein’ın yaratıcılığını inkar edebilir miyiz?
Einstein yalnız değildi. Mark Twain’in de masası çok dağınıktı. Hatta, Twain dağınıklıkta Einstein’ı geçerdi. Mark Twain kendi kuşağında en hayal gücü fazla beyne sahipti.
Eğer bugünün kuşağı –Y kuşağı-Einstein ve Mark Twain’e aldırmıyorsa, size Steve Jobs örneğini verebilirim. Biliyorsunuz Jobs, iphone, ipad ve diğer tüm apple ürünlerini icad etti. Şurası bir gerçektirki Jobs dağınıklıktan hayatını bile devam ettirememiştir. Masası, bürosu ve kullandığı herşey felaket şekilde dağınıktı. Sanıyorum, dağınıklığı parlak zekasına katkıda bulunuyordu.
Peki bu sizce ne demek? Masanızı, odalarınızı dağıtınca hemen akabinde sizden zeka mı fışkıracak? Hayır! Tam da öyle değil! Dağınıklıkla, yaratıcılık arasındaki ilişki raslantı eseri değildir. Dağınıklık sizi bir sabah bulup, yaratıcı hale getirmez!
Her ikisi de bir şekilde ilişkili. Eğer, tabiatınızda dağınıklık varsa, o dağınıklığı acil olarak temizlemek size en uygun davranış olabilir. Pasaklı masanızı, odanızı kontrol altına almak bir eğilimdir. Aklınızda tutmanızı öneririm: belkide bu şekilde tüm yaratıcı eğilimlerinizi kontrol altına alacaksınız.
Sonunda şunu söylemek istiyorum: sizin karışlıktıktan kaynaklanan yaratıcılığınızın kapasitesini ancak kendiniz deneyerek ölçümleyebilirsiniz. Hadi bakalım, en önemli dosyalarınızdaki kağıtları, temiz elbiseleri odanızın heryerine saçın ve felaket bir görünüm yaratın. Daha sonra da ne olacağını bir görün bakalım.
Not: Eğer bir oda arkadaşınız varsa, önerim üzerine hayvanat bahçesine dönmüş odanız için bana nefret mailleri göndermesin! Okuyucularımın gelecekte yapacakları döküklerden kesinlikle ben sorumlu değilim!

Yazarın diğer yazıları: http://www.ayfertuzcuunsal.com/ adresinde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

WELAJANS Web sitesi çözümleri; Sizin de bir web siteniz olabilir. ->>> htt:// www.sitepaneli.net