12 Ağustos 2013 Pazartesi

Arsuz'da caz esintileri

Portakal ağaçları, yeni doğan ay ve mis gibi yasemin kokuları arasında Füsun Sayek Festivalinin 7. cisi başladı. Festivalin yer aldığı İskender Sayek evini çok seviyorum. Dün gece caz konserinin başlamasını beklerken oturduğum yerde düşündüm: Ülkemizde kültür festivali yapan kaç kişi var? Kaçı, ölen sevgili eşinin anısını yaşatmak için küçücük bir köyde kocaman bir kültür etkinliği yapıyor?

Bahsettiğim Kültür ve Sağlık etkinlikleri artık Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneği tarafından organize ediliyor. Hatay’ın çeştili yerleşim yerlerinde faaliyet gösteren dernek, sene boyu çeşitli toplantı, konferans ve etkinlikler düzenliyor.
Geriye dönüp, kendi mazime baktığım zaman, Antakya/Hatay’ın hayatımın her evresinde önemli bir yer işgal ettiğini görüyorum. Küçücük bir çocukken ılık sularına girdiğim Akdeniz, o günden bugüne büyüler beni... Yaşımın küçük olması, Antakya/Hatay bölgesinde beni içine çeken güzelliğin çok kültürlülük olduğunu anlamama mani değildi. Sadece çok kültürlülük mü;doğası, dağı, ağacı, insanı, mandalini, portakalı, limonu herşeyi ile seviyorum ben Hatay’ı...
Selen Beytekin, muhteşem bir caz orkestrası kurmuş. Kendisi vokal yapıyor; Şenova Ülker, Trompet; Uraz Kıvaner Piyano; Ozan Musluoğlu Kontrabas, Ferit Odman ise Davul çalıyordu. Selin Beytekin, iki saat boyunca sahnede kaldı ve muhteşem bir performansla bize harika caz parçaları dinletti.
Amerika’da defalarca Disneyland’e gittim. Güney Kaliforniya’da yer alan Disneyland, bildiğiniz gibi, sadece çocuklara hitap etmiyor. Bir keresinde, herhalde bir Cumartesi günü idi, birkaç orkestra çalıyordu Disneyland’de... Birbirlerinden belirli uzaklıkta konuşlanmış orkestralardan birisi caz idi ve ben gecenin ilerleyen saatlarına kadar ayakta büyük zevkle onları dinlemiştim. Dün gece, portakal ağaçlarının altında, hafif serin Arsuz havasında Selen Beytekin’in söylediği cazı dinlemek beni mest etti... Uzuuun bir aralıktan sonra kulağımın caz konusundaki pası silindi...

İLİKLERİNE SEVGİSİZLİK İŞLEYENLER
Şimdi de bir mukayese yapmak istiyorum: Amacım, Hatay’da oturan Hataylılarla; Hatay’da oturan ama sevgiden nasibini alamamış zavallılardan örnek vermek istiyorum: Prof. Dr. İskender Sayek’in insan sevgisi ile, kültüre verdiği değerin yerine, yazlık sitemde oturan, betonu beğenen, kültürden çok kültürlülükten hiç haberi olmayan, öğrenmek de istemeyen insanlardan bahsetmek istiyorum:
Özellikle son Gezi olaylarında sık sık insanımızın “ağaçseverliği” dile geldi... Herkes birbirine, kendisinin diğerinden daha çok ağaç sevdiğini anlattı durdu... Ben ise gülümseyerek izledim konuşulanları. Zira, kendisinin ağaçsever olduğu iddia edenler doğru söylemiyorlardı. Gerçek ağaçseverler Gezi parkına gidip, gaz bulutu altında kalanlar, tomaların sıktığı suyla ıslananlardı. Benim gözlemlerime göre, bu ülkede yaşayanların bazılarının bırakınız ağaç sevmeyi, nefret bile ettikleri söylenebilir.
Arsuz’da oturduğum site, vaktinde yapılırken, dikilecek ağaçların deniz manzarasını kapamayacak şekilde yerleştirilmesi şart koşulmuştu. Biz de onu göze alarak, evimizin tam arkasına meyvesi olmayan, kesif gölge veren bir ağaç diktik. Ağaç zamanla büyüdü, kökleri gelişti, kocaman oldu ve arabamızı park ettiğimiz alandaki plaka taşlarını kaldırdı. Boyu, doğası gereği, binayı aşmadı ama, bazı dalları üstten geçen elektrik tellerine değecek kadar uzadı.
Bu arada, kaç kere ağacımızı şikayet etsin diye, arka ve yandaki komşumuza baskı yapıldı! Arkamızda Urfalı bir aile oturuyor. Aile reisi: “Ben şikayetçi değilim, tersine sabahın erken saatinde ağacın içinde konuşlanan kuşların cıvıltısı ile uyanıyorum, manzarasını seyretmekten de çok memnunum” dedi. Aynı şekilde yan komşumda, küçük kalın yapraklı yemyeşil ağacı seyretmekten ziyadesiyle huzur duyduyduğunu belirtti. Arka köşedeki komşu ise, bağıra bağıra bu ağacın kesilmesi gerektiğini, evimin yanındaki arkadaşını izleyemediğini söylemekten utanmadı...
Bu sene geldim ki, arka köşede oturan betonsever komşum, benim ağacın en esaslı dalını kestirmiş, ağaç kuşa dönmüş, o güzellik de gitmiş, çirkin birşey olmuş... Hatta, ağaç ortadan ikiye kesilmiş de denebilir, o kadar görüntü bozukluğu oluşmuş yani...
Bu kadar sevgisizlik, canlıya düşmanlık, beton özentisi nasıl olabilir ya? Nasıl bir gaddarlıktır bu? Aziz Nesin’in dediği gibi, bu kadar cehalet ve sevgisizlik ancak tahsille mümkün olur herhalde...

Yazarın diğer yazıları: http://www.ayfertuzcuunsal.com/p/yazilari.html adresinde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

WELAJANS Web sitesi çözümleri; Sizin de bir web siteniz olabilir. ->>> htt:// www.sitepaneli.net